Kronik böbrek hastalığına bütüncül bakış: Erken tanı ile daha sağlıklı bir gelecek mümkün
Türkiye'de her 7 yetişkinden 1'ini etkileyen kronik böbrek hastalığı (KBH), insan sağlığının yanı sıra sağlık sistemleri, toplum ve çevre açısından da giderek büyüyen çok boyutlu bir halk sağlığı sorunu oluşturuyor. AstraZeneca Türkiye, kronik böbrek hastalığında erken tanıdan etkin hastalık yönetimine, ekonomik ve çevresel etkilerden dijital çözümlere ve sürdürülebilir sağlık sistemlerine uzanan bütüncül bir yaklaşım ortaya koydu.
Böbrek sağlığı, bireylerin yaşam kalitesinin korunması ve sürdürülebilir sağlık sistemleri açısından kritik önem taşıyor. Dünyada her 10 kişiden 1'ini[1], Türkiye'de ise her 7 yetişkinden 1'ini[2] etkileyen kronik böbrek hastalığının çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi, erken tanı ve etkin hastalık yönetimini daha da önemli hâle getiriyor. Hastalık ilerledikçe daha yoğun sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyulurken, sağlık sistemi üzerindeki baskı ve beraberinde ekonomik ve çevresel etkiler de artıyor.
Bu çok boyutlu etkinin ele alındığı “Türkiye'de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi” çalışması, AstraZeneca Türkiye tarafından düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı. “Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Dünya” yaklaşımı doğrultusunda bağımsız sağlık araştırma şirketi Maverex ile gerçekleştirilen çalışma, erken tanının yaygınlaştırılmasının ve hastalığın ilerlemesinin mümkün olduğunca önlenmesinin, bireysel sağlık sonuçlarının yanı sıra sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği ve çevre açısından da önemli kazanımlar sağlayabileceğini gösteriyor. Böbrek sağlığının korunması ve yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra ele alınan bir konu olmaktan çıkarılarak daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması büyük önem taşıyor.
Hastalığın çevresel etkisi de önemli boyutlara ulaşıyor
Kronik böbrek hastalığının bireyler, sağlık sistemi ve toplum üzerindeki etkilerinin yanı sıra çevresel boyutuna da yer veren “Türkiye'de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi” çalışması, yaşam döngüsü değerlendirmesi (Life Cycle Assesment - LCA) yöntemiyle hazırlandı. Araştırmaya göre Türkiye'de kronik böbrek hastalığının yıllık toplam karbon ayak izi 2,84 milyon ton karbondioksit eş değeri (CO₂e) olarak hesaplandı. Bu değer, bir uçağın dünyanın etrafında 4.717 kez dolaşmasına, 591.646 hanenin yıllık karbon ayak izine ve bir araç ile yapılan 8,35 milyar kilometrelik yolculuğa eş değer bir çevresel etki anlamına geliyor.
Hastalık ilerledikçe sağlık sistemi ve çevre üzerindeki yük büyüyor
Araştırmaya göre karbon emisyonlarının en önemli kaynakları; hasta ulaşımı, hastanede yatışlar ve hastalığın ileri evrelerinde böbrek replasman tedavileri, özellikle de hemodiyaliz olarak öne çıkıyor. Çalışma, kronik böbrek hastalığının farklı evrelerinde hasta başına karbon ayak izinin hastalık ilerledikçe arttığını da gösteriyor. Hastalık ilerledikçe hasta başına karbon ayak izi yaklaşık 15 kat artıyor. Hasta başına en yüksek karbon ayak izi, merkezde hemodiyaliz uygulanan Evre 5 kronik böbrek hastalarında görülüyor. Bu hasta grubunda yıllık karbon ayak izi 10,5 ton CO₂e olarak hesaplandı. Bu miktar, bir araç ile yapılan 30.820 kilometrelik yolculuğa eş değer.
Hastalık önlendikçe çevresel kazanımlar da artıyor
Çalışmada, kronik böbrek hastalığının erken evrelerinde saptanmasının ve hastalık ilerlemesinin yavaşlatılması ya da önlenmesine yönelik yaklaşımların hem hasta sonuçları hem de sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiliyor. Araştırmaya göre kronik böbrek hastalığının ilerlemesinin önlenmesi sayesinde yılda 0,65 megaton CO₂e'ye kadar emisyon azaltılabilir. Evre 1–3 hastalarında hastalığın ilerlemesinin yüzde 40 oranında önlenmesi yılda 327 bin ton, yüzde 60 oranında önlenmesi 488 bin ton, yüzde 80 oranında önlenmesi ise 645 bin ton CO₂e emisyon tasarrufu sağlayabiliyor. Yüzde 80 ile en yüksek başarı oranına ulaşılması durumunda elde edilen kazanım; 134.470 hanenin yıllık karbon ayak izini sıfırlamaya, bir uçağın dünyanın etrafında 1.072 kez dönmesine veya araçla kat edilen yaklaşık 1,9 milyar kilometreye eş değer karbon izi azalması şeklinde bir fayda anlamına geliyor.
“Hastalığı diyaliz aşamasına gelmeden fark etmek hayati önem taşıyor”
Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Arıcı, kronik böbrek hastalığının günlük yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, “Kronik böbrek hastalığının en zorlayıcı yanlarından biri, özellikle erken evrelerde kişi kendini tamamen iyi hissederken bile sessizce ilerleyebilmesidir. Böbrek fonksiyonları azaldıkça yorgunluk, iştah kaybı ve uyku düzeninde değişiklikler gibi sorunlar ortaya çıkabilir. İleri evrelerde ise diyaliz gibi, haftada birkaç kez saatler süren seanslar gerektirebilen tedavilere ihtiyaç duyulması kişinin işini, sosyal yaşamını ve günlük bağımsızlığını derinden etkileyebilir. Türkiye'de diyabet ve hipertansiyonun yaygınlığı da böbrek sağlığı açısından önemli bir uyarıdır. Bu nedenle hedefimiz hastalığı böbrek fonksiyonları ciddi ölçüde azaldıktan sonra yönetmek değil, özellikle risk altındaki bireylerde erken fark etmek, ilerlemesini yavaşlatmak ve insanların yaşam kalitesini mümkün olduğunca uzun süre korumak olmalıdır.” şeklinde konuştu.
“Erken tanıyı sağlık sisteminin günlük işleyişinin parçası haline getirmeliyiz”
Adana Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Erdem Sümbül ise kronik böbrek hastalığıyla mücadelede bütüncül ve uygulanabilir sağlık politikalarının önemini vurgulayarak, “Dünya Sağlık Asamblesi'nin 2025 yılında kabul ettiği böbrek sağlığı kararı, hastalığı yalnızca ileri evrede tedavi edilmesi gereken bir klinik sorun olarak değil, önleme ve zamanında müdahale gerektiren bir halk sağlığı önceliği olarak ele alıyor. Türkiye'de TÜSEB tarafından gerçekleştirilen çalıştayda da diyabet, hipertansiyon, obezite ve kalp-damar hastalığı gibi risk gruplarında taramanın güçlendirilmesi, farklı branşların birlikte çalışması ve hastanın bakım basamakları arasında kesintisiz izlenmesi öne çıktı. Sağlık hizmetlerine daha eşit erişim için bu yaklaşımın günlük klinik uygulamalara yansıtılmasında, risk altındaki hastaların zamanında belirlenmesini ve gerekli testlere yönlendirilmesini kolaylaştıran dijital sağlık sistemleri de önemli bir rol oynuyor.” dedi.
“Önceliğimiz hastalığın etkisini ölçerken aynı zamanda çözüm yollarını geliştirmek”
AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç de erken tanı, iş birliği ve sürdürülebilir sağlık hizmetlerini birlikte ele aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Erken tanı ile daha iyi hasta sonuçları elde etmekle birlikte, sağlık sistemlerinin üzerindeki yükü azaltmak, kaynakları daha verimli kullanmak ve hep birlikte daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek mümkün. ‘Türkiye'de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi' çalışması, kronik böbrek hastalığının bireyden sağlık sistemine ve çevreye uzanan çok boyutlu etkisini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, asıl önemli olan yalnızca etkiyi ölçmek değil; erken tanı, hastalık ilerlemesinin önlenmesi, entegre bakım ve daha verimli hizmet modelleri üzerinden çözüm alanlarını görünür kılmak. Bu nedenle önceliğimiz hastalığın etkisini ölçerken aynı zamanda çözüm yollarını geliştirmek. AstraZeneca olarak kamu, bilim dünyası ve sağlık profesyonelleriyle iş birliği içinde, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini güçlendiren çözümler için çalışmayı sürdüreceğiz.”
Fotoğraf – Ayakta Soldan Sağa:
Prof. Dr. Hilmi Erdem Sümbül - Adana Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi
Dr. Münevver Gönenç - AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı
Prof. Dr. Mustafa Arıcı - Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi
İlgili Kişi:
Ceren Şahin - Bordo PR
0531 031 87 14
cerens@bordopr.com
Çalışmanın Metodolojisi
Bu çalışma, Türkiye'deki kronik böbrek hastalığı tedavi yolculuğunun çevresel etkisini belirlemek amacıyla, uluslararası ISO 14040/14044 standartlarına uygun bir Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında, hastalığın tüm evrelerindeki (Evre 1-5 ve böbrek replasman tedavisi) tedavi süreçleri, literatür taraması yoluyla haritalandırılmış ve Türkiye'ye özgü sağlık hizmeti kullanım verileri ile modellenmiştir.
AstraZeneca Hakkında
AstraZeneca (LSE/STO/Nasdaq: AZN); onkoloji, nadir hastalıklar, kardiyovasküler, renal ve metabolizma ile solunum ve immünoloji alanlarında reçeteli ilaçların keşfi, geliştirilmesi ve tıbbın hizmetine sunulmasına odaklanan, bilimin öncülüğünde çalışmalar yapan küresel bir ilaç şirketidir. Merkezi Birleşik Krallık'ın Cambridge şehrinde bulunan AstraZeneca'nın yenilikçi ilaçları, dünya genelinde 125'ten fazla ülkede milyonlarca hasta tarafından kullanılmaktadır. Daha fazla bilgi için www.astrazeneca.com.tr adresini ziyaret edebilir veya LinkedIn, Facebook, Instagram ve YouTube üzerinden takip edebilirsiniz.
[1] GBD 2023 Chronic Kidney Disease Collaborators. “Global, regional, and national burden of chronic kidney disease in adults, 1990-2023, and its attributable risk factors: a systematic analysis for the Global Burden of Disease Study 2023.” Lancet (London, England) vol. 406,10518 (2025): 2461-2482. doi:10.1016/S0140-6736(25)01853-7
[2] Steven Chadban, Mustafa Arıcı, Albert Power, Mai-Szu Wu, Francesco Saverio Mennini, José Javier Arango Álvarez, Juan Jose Garcia Sanchez, Salvatore Barone, Joshua Card-Gowers, Alexander Martin, Lise Retat, Projecting the economic burden of chronic kidney disease at the patient level (Inside CKD): a microsimulation modelling study, eClinicalMedicine, 2024, 102615, ISSN 2589-5370

